Papa’nın ilk ülke dışı ziyaretini Türkiye’ye yapması çok iyi incelenmesi, yorumlanması gereken bir konudur. Bence bu ziyaret dinler tarihini, ülkeler tarihini bilerek incelenmeli. Ayrıca Vatikan’ın krallara bile hükmeden gücü hiç unutulmamalı. Buna bir de kurulmakta olan 21. Yüzyıl yeni dünya düzeninin en hararetli günlerini yaşadığımız eklenmelidir.
Öncelikle bu ziyaretin görünen yönlerini düşünelim.
Türkiye son dönemde Hristiyan ve İslam dünyası arasında bulunan en önemli köprü, İslam aleminde sözü geçen ve Hristiyan dünyasında da itibarı olan merkez ülkedir. Bu konumuyla Papa, Türkiye’nin konumunu ve gücünü teyit etmek ve iyi ilişkiler kurmak istemektedir.
Türkiye, yüzyıllardır süren inançlar arasındaki kavgasız yaşamı destekleyen Devleti Aliyye ve Cumhuriyet felsefesini dünyaya tekrar duyurmak için önemli bir şans yakalamıştır.
Hıristiyan teolojisinde Anadolu, “ikinci kutsal topraklar” gibidir. Aziz Pavlus’un seyahatleri, Efes (Meryem Ana Evi), Antakya (Hristiyan isminin ilk kullanıldığı yer), İznik Konsilleri ve Kapadokya gibi yerler Hristiyanlığın temelleridir. Papa’nın ziyareti, bu köklere yapılan bir hac yolculuğu anlamı taşır.
Bir başka açıdan Papa, mezhepler arası diyaloğu güçlendirmek ve 21. Yüzyılda güçlü bir Hristiyan birliği kurmak için Türkiye’ye gelmektedir. Vatikan Katolik dünyasının merkezi, İstanbul’da bulunan Fener Rum Patrikhanesi ise Ortodoks dünyasının merkezidir. Birbirlerine düşman bu iki kilise arasında birlik sağlamak, yeni Papa’nın gayreti olabilir.
Ancak aramızdan birilerinin sevinç içinde Papa’yı alkışlamanın ötesinde tarihi olayları akıllıca düşünüp öyle karar vermemiz gerekir.
Anadolu her zaman özgür düşüncenin merkezi olmuştur. Bin Tanrılı Kent Hattuşa’yı kuran Hititlerden, Nemrut Dağı zirvesinde Doğu ve Batı’nın tanrılarını aynı değeri vererek bir araya getiren Kommagene Kralı Anthiachos’a, uzanan tarihsel bir yol.
Roma zulmünden kaçan ilk Hristiyanlara kucak açan Anadolu insanının bilge ruhu… Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın gönderdiği tüm peygamberlere saygı gösteren Meryem Ana’yı, Hazreti İsa’yı defalarca anlatan ayetler…
Müslüman Anadolu’nun iki büyük devleti Selçuklular ve Osmanlılarla gelen inanç özgürlüğü. Cumhuriyet’le devam eden bir inanç kardeşliği…
Anadolu özgür ruhludur ve bu özgürlüğü herkesle paylaşmayı sever.
Ancak Batı için aynı şeyleri söyleyemeyiz.
Doğruyu bulmak için kendimize şu soruları sorabiliriz:
Batı Hristiyan dünyası, bizim onlara gösterdiğimiz insanca yaklaşımı bize göstermiş mi?
Yüzlerce yıl içinde hangi Papa İslam dünyasını kucaklamış?
İstanbul’da tüm kiliseler açıkken, Balkanlar’da Osmanlı döneminde yapılmış camilerin kaçında şu anda ibadet edilebiliyor?
Avrupa’da kaç cami var?
Papa Gazze’deki katliamı durdurmak için bir direniş gösterdi mi?
Ayasofya’nın yıllar önce müzeye çevrilmesinde Hristiyan dünyasının gizli baskıları olmadı mı?
Ayasofya, önceki yıllarda müzeden tekrar camiye çevrilirken, Batı’nın hiç belli etmeden uyguladıkları ekonomik ambargoları da unutmayalım.
Sorular bitmez, bu konuda Hristiyan Batı’nın sicili bozuktur.
Ne mutlu ki, birkaç kendini bilmez dışında Batı’yı artık hepimiz çok iyi tanıyoruz. Onlar bize tatlı dil, güler yüz gösterirken, kim bilir bunların altında ne hesapları vardır?
Tarih boyunca bu gizli hesaplar bizi ne sıkıntılara soktu, Devleti Aliyye nasıl yıkıldı, Batı’nın gizli gücü ile İslam nasıl ezildi…
Günümüze dönersek, Papa’yı nezaketle karşılarken, hep kafamızda tarih bilincimiz içinde soru işaretleri olmalı. Eğer Papa İznik’i bir Hristiyan başkenti, dini merkezi olarak hatırlatmak istiyor ve İstanbul, Roma’nın Başkentidir diyorsa biz de İznik’in bizim için ne kadar önemli bir yer olduğunu, bir İslam Başkenti olduğunu ve İstanbul’un, yıllar önce söylediğim gibi bir DÜNYA BAŞKENTİ olduğunu onlara hatırlatalım.
Felsefemiz şu olmalı:
Biz 1000 yıldır buradayız. Size ve inançlarınıza saygı gösteririz. Bu topraklarda yaşamış tüm uygarlıkların doğal mirasçısı biziz ve buranın sahibi biziz. Dolayısıyla Batı alemini ilgilendiren bir durum yoktur.
Bir Papa’nın Türkiye ziyaretini değerlendirirken; Sadece bugüne değil, tarihe bakın, Papa’nın nerelere gittiğine, nerelerde kimlerle resim çektirdiğine verdiği sembolik mesajlara bakın.
Sonuç olarak bu ziyaret, dünyanın güçlü ve zengin sembolik ülkesi Vatikan’ın bir satranç oyunudur.
Biz konuğumuzu çok iyi karşılarız, bu bizim geleneğimizde var. Ancak Papa’nın gelmesinin ve ziyaretlerinin hiç de masum olmadığını unutmamız gerekir.
TULUYHAN UĞURLU
27 Kasım 2025