Farklı olmak, kendi yolunda yürümek zordur. Ancak bu yaşamı seçtiniz mi, yarattığı coşkuyu bir kez tattınız mı, artık sizin için geri dönüş yoktur. Statik söylemler sizi mutlu etmeyecek, dünyayı tekrar etmek size bıkkınlık verecek ve yaşama sevinciniz uçup gidecektir.

Her şey hayallerle başlar.

Çocukluk düşleri özgürdür, korkusuzdur. Ancak asıl önemli olan, düşlerinde, söyleminde ve davranışlarında bu özgürlüğü hayat boyu sürdürebilmektir.
Farklı düşünmenin, farklı sözler söylemenin riski büyüktür. Sıfırla yaşamayı göze almak gerekir.

Genç bir müzisyen olarak “Tüm büyük sanatkarlara saygı ile veda ediyorum, onlardan öğrendiklerimle ben artık kendi yolumda yürüyorum” demenin bedeli ağır olur.

Siz hayat felsefeniz ve kudretinizle yirmi birinci yüzyıla hazırlanırken, onlar hala sizi üç yüz yıl öncesinin kuralları içine zincirlemek isterler.

Savaşları sinsicedir. Ayağınızı toprağınıza sıkıca bastığınızı bildikleri için gücünüzden korkarlar. Sizi eleştirmezler, hatta yüzünüze gülerler. Ama aslında asırlardan beri değişmeyen kural şudur: Sizi görmezden gelirler ve çevrenize görünmeyen engeller koyarak yok etmek için çabalarlar.

Gizlice idam kararınız verilmiştir. Attığınız her adım engellenir…

Ancak siz kafanızda kendi müziğiniz, sıfırla yaşamaya hazır, ödün vermeden yürürken mutlaka birileri de yanınıza gelecek, size destek verecektir. Artık önünüzde giderek kalabalıklaşan yepyeni bir yol açılmıştır. Bu sizin sevgi imparatorluğunuzdur. Bu coşku ile yeni ufuklara doğru yürürsünüz.

Yumuşacık koltuklu konser salonlarını ve dev kuyruklu piyanoları terk ederek, kurallar içinde boğulan konser salonlarından, sanatı doğduğu yere, sokağa, halkın yanına taşırsınız.

Halkın yanına taşırsınız. Hakk’ın yanına taşırsınız. Çünkü halk Hak’tır. Aydınlığa doğru ilerlerseniz.

Dümdüz bir mekana girip orayı konser salonu haline getirmek zorlu bir iştir. Ancak görkemi büyüktür. Belki sandalyeleri yumuşak değildir, hafif üşürsünüz ama, zaten sizi dinlemeye gelenler “gönül dostlarınız” olduğu için bunları düşünmeyecek, sizi eleştirmeyeceklerdir.

Konserlerinize destek verip bilet alan ve mesafe tanımaksızın konserlerinize gelen on binlerce sanatsever dışında hiçbir desteğiniz olmadan yepyeni bir yolda yürürsünüz.

Temizlik işçisi ile öğrencilerin, ev kadınları ile bilim insanlarının, farklı dünya görüşlerinden sanatseverlerin birlikte oturabildiği yeni konser alanlarınızda eserlerinizi seslendirebilmek, gücü hissedebilmek… Saygılı, hoşgörülü, eskimiş tüm kuralların yok sayıldığı bir sanat ortamında buluşabilmek…

Bir sanatçı için mutluluk budur. Kimsenin desteği olmadan sevenleriyle buluşmasıdır. Gönüller birleşmiştir, ruhlar bir olmuştur ve müziğin coşkusu göklere yükselmiştir. Konser bitiminde her bir insanla dakikalarca sohbet eder, konser mekanından ayrılamazsınız.
Çünkü artık dinleyicileriniz sizin özgürlük savaşınızın neferleridir. Onlara şükran borcunuz vardır.

Özgür düşünmenizin, insanlara sevginizin, geleceğe olan inancınızın sonucunu almışsınızdır.

İşte yirmi birinci yüzyılın sanatı da budur.

İnsan merkezli, insana saygılı, insana inanan, kendi kuralları içinde gelişen, her zaman düşlerinizle beslenen, geleceği aydınlatan bir ışık selidir yirmi birinci yüzyılın sanatı..

Akademi yıllarında aldığım kararı korkmadan yaşadım ve kendi savaşımı kazandım, ancak bu bana yetmez. Taşıdığım misyonu çok daha ötelere götürmem, bu dünyadan ayrılana kadar daha da üretmem ve yeni şeyler söylemem gerekir.

Genç kardeşlerime sözüm şudur:

Siz yirmi birinci yüzyılın çocuklarısınız.
Şimdi Dünyaya Sahip Olma Zamanı, Farklı Düşüncelere Saygı Zamanı
DÜŞLERİNİ ERTELEME HAYAL ET, MERAK ET, ÖZGÜR DÜŞÜN VE KENDİN OL

Tuluyhan Uğurlu
6 Kasım 2011 Yeşilev- Kabasakal Caddesi-Sultanahmet

© 2011 Tuluyhan Ugurlu Resmi Web Sitesi ·