Sasu aslında hiç dönmedi
Tuluyhan 2002 bahar aylarında yıllardır özlemini duyduğu konağa taşındı. Yer yer beton evlerle değişen ama yine de eski bahçeleri, dostlukları ve anlatılması pek mümkün olmayan "geçmiş" kokusu ile insana huzur veren bu sokak, ona gerçekten çok yakıştı.
Konağın arka tarafı eski bahçelere bakıyor. Birbirine karışmış devasa dut ağaçları, ağaçların gölgesinde kalan ve toprağı sıkıca kavramış koyu renkli sarmaşıkları, yol kenarından geçenlere meyve dolu dallarını sarkıtmış sulu kırmızı erikleri ile eski bahçeler...
Bu bakımsız bahçelerin karmaşası arasından zaman zaman sarı bir kedi görünüp kayboluyor. Sarı kedi, ne yapsanız yanınıza gelmiyor. Duvarın üzerindeki gölgeliklerde gözleri yarı aralık uyuklayıp duruyor.
Sonradan anladık, meğer bebek bekliyormuş.
Birkaç hafta sonra yanında iki minik yavru ile çıkageldi. Biri kendisi gibi sapsarı, diğeri sarılı beyazlı... Hemen süt, yavru kediler için mamalar aldık, üst bahçenin duvarının kenarına bırakmaya başladık. Minik kediler anneleriyle birlikte burada yaşıyorlar. Anne hala bize yüz vermiyor. Yemek yerken elinizi uzatsanız hemen hırlamaya başlıyor. Bir süre sonra yavru kediler de annelerini taklit etmeye başladılar. En pahalı mamaları onlara sunuyoruz ama hiçbir sevgi emaresine rastlamak mümkün değil. Biraz yaklaşmaya kalkmayın hemen “kısss” diye tehditkar bir yavru kedi sesi çıkarıyorlar.
Tuluyhan’a göre kediler psikopat.
Yavrular biraz büyüyünce duvardan aşağıya atlamaya başladılar. Duvarın hemen altında evin giriş kapısı var. Biz de onların oyun için aşağıya inmelerini fırsat bilip, yemek tabaklarını kapının önüne koymayı denedik. Maksadımız kedileri eve alıştırıp, kucağımıza alıp sevmek. Sarı biraz daha cana yakın, yemek yerken elimize almamak kaydıyla sevmemize izin vermeye başladı. Asıl güzel olan sarılı beyazlısı asla yanımıza yaklaşmıyor, tıslamaya devam ediyor.
Yavrularla daha yakınlaşınca onlara isim de konuldu. Sarının adı Sasu, diğeri Clear... Bir ki hafta sonra Sasu eve girip çıkmaya başladı. Biz de Clear’a inat Sasu’ya yemek veriyoruz. Sasu yemek sonrası evde küçük turlar atıyor, halıların üzerinde uyukluyor. Yine kendini sevdirmiyor, kucağa gelmiyor ama sırtı televizyona, yüzü ev sahibine dönük, halının bir kenarına oturup ayaklarını altına topluyor ve ev kedisi olmanın hayallerini kuruyor.
Konağa girmek o kadar kolay değil. Gece belirli bir saatten sonra kapı dışarı ediliyor, evin içine tüy dökmesin diye. Öylesine küçük ve güzel ki, biraz daha direnirse bu evin kedisi olabilir. Zaten mutfağa su içmesi için bir tabak bile konuldu. Telefon ettiğimiz zaman Tuluyhan neşe içinde “Ne olacak, Sasu ile karşılıklı oturuyoruz.” diyor.
Konuşmaların arasına Sasu'nun adı artık her fırsatta girmeye başladı.
Sasu bir gece eve gelmedi. Ertesi gün de... Üçüncü gün Clear ve annesi yandaki duvarın üzerinde bir iki tur attılar ama yanlarında Sasu yok.
Karşı evlerden birinin sahibi bahçesinde sarı yavru bir kedi gördüğünü söyledi. Sasu geri döner diye bekledik: “Bak alçağa galiba daha iyi yemek veren birini buldu:” diye söylendik.
Evdeki su kabının içindeki su buharlaşıp uçtu.
Sasu dönmedi. İyi ihtimalle bir eve kapılandı, kötüsü yaşamı kısa sürdü. Zaten işlek olan caddeye çıkmaya başlamıştı.
Sonraki aylarda Clear ve anne kedi hiç huylarını değiştirmeden vahşi davranışları ile yukarı bahçede dolaşmaya devam ettiler. Sasu tam unutulacakken büyükçe bir sarı kedi geldi:
“Sasu döndü” dedi Tuluyhan kendi de inanmadan. “Sasu denilince dönüp baktı. Yemek yerken elini yiyeceğin üzerine koyuyor, Sasu da öyle yapardı...”
Clear bir yıl sonra iri bir kedi oldu, güzelliği kat be kat arttı... Kendini yine sevdirmeden kedilere özgü o sabit bakışıyla gözümüzün içine dakikalarca bakmayı sürdürdü.
Geri gelen sarı kedinin Sasu olup olmadığı unutuldu... Aslında Sasu bir kez gitmiş ve geri gelmemişti.
Bu minik sarı kedi Sarı Konak’ta geçen ilk yazın hoş bir hikayesi olarak anılarımızın arasındaki yerini aldı.
Konağın asıl kedisi uzun tüylü, beyazlı tekir Bebiş ise iki yıl sonra yine bir mayıs günü bu eve gelecek ve Tuluyhan'ın yalnız yaşamının en değerli varlığı olarak ona birlikte yaşamayı öğretecekti.