Suna Korat Anlatıyor:

 

Benim en gerçek dostumdu

Beşiktaş Serencebey’i yokuşundaki evine Cemal Reşit Rey’i ziyaret eden Suna Korad, O’nun evde olmadığını görünce, yardımcısı Hatice Hanım’a nerede olduğunu sorar. Dışarıda müthiş bir yağmur vardır ve böylesine bir soğuk havada nerede olabilirdi?  Cemal Reşit Rey, bu sırada evin avlusuna inmiş, bir elinde fener, diğer elinde uzunca bir çubukla, yağmurların birikinti oluşturduğu çukura düşen bir örümceği kurtarmaya çalışmaktadır...

Suna Korad, Ankara Devlet Operasını bırakıp İstanbul’a  geldiği zaman, Atatürk Kültür Merkezi’nde  “La Traviata” temsilini oynadığı gece ,  Cemal Reşit Rey odasına kadar gelip,  kendi deyimi ile “haketmedim kadar güzel”  övgülerde bulunur ve ardından opera repertuvarına bir konser solisti olarak Led’i eklemesini ister. Led,  Faure, Debussy gibi fransız bestecilerinin eserlerinden oluşan özel bir repertuardır.  Ve tabi Suna Hanım isterde bu konuda kendisine bizzat yardım edebileceğini dile getirir. O sıralar Cemal Reşit Rey konserlerde piyano çalmayı bırakmış olmasına rağmen Suna Korad’a  seslendirdiği eserlerde piyanoda eşlik etmiş ve bu tarz konserleri  Cemal Reşit Rey’in ölümünden son üç ay öncesine kadar devam etmiştir.

Cemal Reşit Rey çok iyi bir kompozitör, çok iyi bir piyanist, çok iyi bir orkestra şefidir ve bu özellikleri bir arada taşıyan ender insanlardan. En büyük özelliği ise müziğin her branşında engin bir bilgiye sahip olması. O’na  konser provaları için  çalışmaya gittiğinde bu sınır tanımayan müzik bilgisi ve tecrübelerini dinleyerek dopdolu günler yaşadığını söylüyor  ve ekliyor Suna Korad.

“ O, benim güvendiğim en büyük dostum ve hocam.. Sanat hayatımın çekilmez üzüntüler içinde olduğunda hemen O’na giderdim. Beni masmavi gözleriyle şevkatle dinler, tavsiyelerde bulunurdu. Birgün, yine bu sıkıntılı, bezginlik veren bir günümde, o sıralar bana yurtdışında sanatımı sürekli devam ettirmem konusunda birçok ülkeden teklif gelmişti. Koşarak O’na gittim ve hangisini kabul edeyim”  diye sordum.  Bana “HİÇBİRİNİ, SEN BURAYA AİTSİN. İSTERSEN KISA SÜRECEK ANGAJMANLARI KABUL EDERSİN. TÜRKİYE’NİN SANA İHTİYACI VAR”  dedi ve devam etti.

“BAK, BENİ GÖRMÜYOR MUSUN? KÜÇÜK YAŞLARDAN BERİ AİLEMLE BİRLİKTE PARİS’DEYİM. ORADA KALMAM İÇİN BÜTÜN ISRARLARI REDDEDEREK ÜLKEME DÖNDÜM. İSTANBUL ŞEHİR ORKESTRASINI KURDUM. YILLARCA İSTANBUL RADYOSUNDA ÇALIŞTIM. SAYISIZ ÖĞRENCİLER YETİŞTİRDİM VE YETİŞTİRMEKTEYİM. HİÇ BİR ŞİKAYETİM YOK. ÇÜNKÜ BEN DE SENİN GİBİ BURAYA AİTİM”  dedi.

Cemal Reşit Rey,  henüz 5 yaşındayken ailesi Fransa’ya yerleşmiş, çok uzun bir süre Paris’de yaşamıştır. Bu nedenle kendisi çok iyi Fransızca konuşuyordu. Hatta kendisinin fransız aksağanı ile konuşuyor olması, eleştiri konusu bile olmuştu.  Halbuki bilinmeyen  tek gerçek Cemal Reşit Rey’in Türkçe’yi sonradan öğrendiği... ve ülkesini  ve değerlerini çok seven Batılı bir TÜRK olması.

 “Cemal Reşit Rey’in insan olarak kendine has özellikleri vardı. Gerçek bir beyefendi idi  ve  bu özelliği ile bir çok kişiye örnek olmuştur. “İnsan sesinden çok iyi anlardı, Tanrı’ya O’nu tanıma fırsatı verdiği için şükrediyorum, kendisinden o kadar çok şey öğrendim ki...bu büyük insanın tertemiz, sevgi dolu bir yüreği vardı, bana Üsküdar şarkısı üzerine vocal fantezi’yi ithaf ederek hayatımın en büyük ve değerli  armağanını verdi” diyor Suna Korad.

Ayrıca bazı Anadolu türkülerini, Saint-Saens’in “Bülbül” adlı şarkısının orkestra partilerini kendi eliyle Suna Korad için yazmıştır.

Üsküdar vocal fantezinin Suna Korad’ın icrası ve Cemal Reşit Rey idaresinde ilk seslendirilişi sırasında orkestra elemanlarından bir müzisyen Cemal Reşit Rey’e “ Hocam, bu eser insan sesi için çok zor. Söylenemeyecek kadar zor. Suna Hanım’dan sonra bunu kim seslendirecek” diye sorunca, Cemal Reşit Rey “HİÇ KİMSE, BEN BU PARÇAYI ONUN İÇİN BESTELEDİM” diye cevap verir.

“Hayatımda, beni böylesine onore eden, böylesine eşsiz büyük sanatçı hocamı her an saygıyla, minnetle, şükranla anıyorum. O’nu hiç unutmuyorum. Cemal Reşit Rey gibi sanatçılar asla ölmez, benim içinde o ölmedi...”

Uzun yıllar Fransa’da yaşayıp, oranın kültürü ve  sanat çevresi içinde kalan,  bunu kişiliği ile bütünleştirip batı ve Türk kültürü  içinde olağanüstü bir denge kuran Cemal Reşit Rey’in içinde bulunduğu bu durumun eleştiri konusu olması kendisini son derece üzmüştür ve bu eleştiriler içinde Türkiye’de kalmayı tercih etmiş ve bu hareketi ile Suna Korad gibi bir çok önemli sanatçıların sanat hayatına yön vermiştir. O’nun için para, şöhret, ünvan önemli değildi. Suna Korad, sanat hayatına başladığı sene kendisine 9 sene  hiçbir kurumda rol verilmemiştir. Sanatını icra edememenin verdiği üzüntü, zaman zaman isyankar ruh haline dönüşmüş ve tam yurtdışında sürekli kalma fikri oluştuğu bir an, Cemal Reşit Rey O’na, SEN BURAYA AİTSİN, TÜRKİYE’NİN SANA İHTİYACI VAR demekle, yön verici, yol gösterici birisi olma özelliğini de kişiliğine  eklemiş oluyor.

Ne yazık ki Cemal Reşit Rey öldüğü zaman yakın dostları hariç etrafında kimseler yoktu. Devlet yeterince ona sahip çıkmadı. Ülkemizde maalesef  Cemal Reşit Rey gibi değerli insanların hayattayken görmeleri gereken değerler, öldükten sonra gündeme geliyor.

Bilinen bir gerçek daha var ki, O bir müzikçi olarak doğdu, hayatının sonuna kadar müzik soludu ve bir müzikçi olarak aramızdan ayrıldı.

Suna Korat ve Cemal Reşit Rey'in diğer resimleri için tıklayın


 

 

 

 

 

Cem