| Faik Canselen anlatıyor: |
"Ben Köy Düğünü'ndeki Canselen'i istiyorum"
İleri
, Türkiyem Marşı , Boş Beşik, Köy Düğünü ve
birçok senfonik eserleri,
marşları, orta
ve lise dengi okullara müzik eğitim
kitapları hazılayan ve öğrencilerimizin yetiştirilmesinde, müzik
kültürü kazanmalarında önemli bir yeri olan bestecimiz Faik
Canselen, tüm eserlerini bestelerken Cemal Reşit Rey’in
etkisinde kaldığını ve onun sıcak dostluğu
sayesinde Türkiye’deki yerini aldığını söylüyor.
Sadece Faik Canselen değil, Türkiyemizde yetişen birçok Türk
bestecisine öncülük etmiştir
ve bestecilerimizin tanınmasında, eserlerinin
seslendirilmesinde büyük rolü olmuştur.
1927
yılında Yüce Atatürk’ün direktifleriyle, milli müzikten çok
sesli müziğe doğru çağdaşlaşma
kapsamında, Cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine uygun şartlarda ,
Türk bestecilerini tanıtmak,
teşvik etmek ve eğitmek amacıyla
Cumhuriyet gazetesi bir yarışma düzenler ve Türkiye’nin
çeşitli bölgelerinden bu yarışmaya bir çok besteci
eserlerini tanıtmak amacıyla katılırlar.
Yarışmaya
7 eser katılır ve “Köy Düğünü” adlı bestesi ile yarışmayı
Faik Canselen kazanır. Yarışma sonrası Faik Canselen’in Cemal Reşit
Rey ile tanışma imkanı doğar, çünkü Cemal Reşit Rey
yarışma sonrası kendisini evine davet etmiş, evinde Faik
Canselen’e piyano sonatlarını ve değişik eserlerini piyanoda
seslendirmiş ve aralarında
dostluk başlamıştır. Öyle ki Faik Canselen ile Cemal Reşit Rey
birbirlerine sık sık mektup yazarlar, bestelerini mektuplarda anlatırlarmış.
Faik Canselen “ Cemal Reşit Rey,
yazdığım her mektuba hemen cevap verir ve bestemi hemen
dinlemek istediğini belirtirdi” diyor. Daha sonra kendisinin İstanbul’a
gelip birlikte çalışmalarının
yararlı olacağını belirtmiş ancak bu gerçekleşememiştir.
Çanakkale
Savaşından sonra Faik Canselen “ Çanakkale” için bir eser
besteler ve bunu ilk olarak Cemal Reşit Rey’in dinletisi
sunar. Yalnız “Çanakkale” eserini dinleyen Cemal Reşit
Rey aynen şu ifade’yi kullanır.
“HAYIR,
HAYIR, HAYIR, ben Köy Düğünündeki Faik Canselen’i istiyorum”
Çünkü
Cemal Reşit Rey, milli müziğimizden bir şey kaybetmeden çoksesli
müzik yapılmasını ve bunun çağdaşlaşma yönünde iyi bir adım
olacağını düşünmektedir Köy
Düğünü adlı eserde ise bunu
net bir şekilde görmüş ve Çanakkale için yazılan bu önemli
eseri beğenmediğini açıkça ifade etmiştir. Faik Canselen
Köy Düğünündeki armoniyi Çanakkale ve diğer eserlerine
taşımış ve bu şekilde Cemal Reşit Rey’e verdiği sözü tutmuştur.
Genelde eserlerini paraya dönüştürmeyen Cemal Reşit Rey, ülkemizde beste yapmanın bir özveri olduğu gerçeğinden yola çıkarak yılmadan beste yapıp durdu. Bestelerinin çoğu seslendirilmedi bile, kimileri bir kez çalındı, kimileri ise unutuldu. Besteciler, eserleri çalındığı sürece gerçek anlamda ölmezler. Bize acı veren onların artık eser veremeyecek olmalarıdır...