| Ayşegül Sarıca anlatıyor: |
"O orkestraların çınarıydı"
Cemal Reşit Rey ile konser yapma imkanını bulan ender sanatçılardan biri olarak görüyorum kendimi. Cemal Reşit Rey, müzik hayatımdaki yerini henüz sanatsal hayatıma ilk adım atarken aldı. Mezun olduktan sonraki ilk konserimi, ilk radyo kaydımı, bazı eserlerin Türkiye'de ilk seslendirilişi gibi önemli sanat olaylarını birlikte yapma onurunu, heyecanını ve mutluluğunu daha dün yaşamış gibi koruyorum.
Cemal Reşit Rey harika bir eşlikçi idi. Şeflik eğitimi almamasına rağmen, Tanrı'nın kendisine bahşettiği bir lütuf olarak gördüğüm üstün yeteneği ve sanatsal kabiliyeti ile dikkatleri çekmiş ve takdir edilmiş önemli bir yetenekti. Kendisi ile gerçekleştirdiğim bütün konserlerde, bir şef ve solist arasında gelişmesi gereken en güzel diyaloğu kurarak başarılı konçertolar seslendirmeme neden olmuştur. Çünkü bir orkestra şefi ve solist arasındaki iletişim yeterince sağlanmazsa , eser ne kadar güzel olursa olsun ortaya çıkmak, bu nedenle Cemal Reşit Rey ile çok rahat çalışır ve güzel eserler ortaya çıkartırdık.
O'nu yakından tanıyıp da etkisinde kalmamak güçtü. Müzikle ilgili bir konuyu tartışırken etkilemekten kaçınırdı, ama görüşlerini, düşüncelerini, beğenilerini öylesine yumuşak, duygulu, inandırıcı bir biçimde dile getirirdi ki, karşı çıkmak içinizden gelmezdi.
Cemal Reşit Rey'i sadece "hoca" ya da " besteci" kimlikleri ile hatırlamak bence eksik bir anlatım olur. Onu benim gibi yakından tanıma fırsatına sahip olanlar, konuşmalarına yansıyan kültür dünyası ile ilişki kurabilen, sohbetlerindeki lezzeti tatmış olanlar bunu kolayca anlayabileceklerdir. Yaşam onun için bir kültürdü. Kültürse sıradan birşey değildi onun için.
O canlı bir tarih, ayaklı bir kütüphane ve orkestraların çınarıydı. Bilgisini, birikimlerini, hep akçak gönüllülük perdesiyle örtüp, cömertçe dağıtmasını bilen bir hocaydı. O'nun öğretilerinden, O'nun dostluğundan, O'nun sohbetlerinden uzak kalışımızın boşluğunu geride bıraktığı eserlerle doldurmaya çalışacağız.