| Hasan Ferit Alnar (1906-1978) |
1906'da
İstanbul'da doğdu. Annesinin teşvikiyle müziğe daha çocuk yaştayken
kanun çalarak başlayan Alnar, 12 yaşındayken "Kanuni" oldu.
16 yaşındayken ilk bestesini yaptı. O yıllar İstanbul Sultanisi'nde
okuyan Alnar geceleri, Darüt Talimi Musikisi topluluğuyla sahneye çıkıyordu.
Yine o sıralar aynı toplulukla Berlin'e giderek Alman Polydor firması
için birkaç plak doldurdu. Bu yolculuklarının birinde Berlin Yüksek
Okul müdürü ve besteci Franz Schreker ile tanışan Alnar çok sesli
bestelerinin Schreker'in ilgisini çektiğini görünce, bitirmek üzere
olduğu İstanbul Mimari Akademisinden ayrıldı ve 1927'de Viyana'ya
yerleşti. Viyana Devlet Müzik Akademisinin bestecilik bölümünde
Joseph Marx'ın öğrencisi oldu. 1929'da diploma alınca Oswald Kabasla
orkestra şefliğinde çalıştı.
1932'de bu bölümü bitirince İstanbul'a dönerek Şehir Tiyatrosunda
orkestra şefliği yaptı. 1937'de Ankara Devlet konservetuarında
bestecilik dersleri verdi. Konservetuarın Tatbikat Sahnesinde ilk opera
gösterisini düzenledi. 1946'da Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrasının
şefliğine getirildi. 1952 yılına kadar bu görevde kaldı. 1955'te
Viyana'ya yerleşti. 1964 yılında tekrar Ankara'ya döndü. Türk beşlerinin
içinde ayrı bir yere sahip olan Alnar teksesli Türk Müziğinden yetişmiş
tek bestecisidir.1971'de ilk Devlet Sanatçılığı dağıtıldığında
bu ünvan,Türk Beşleri'nden üçüne verilip ikisi dışlanmıştı.
Bunlardan birisi Cemal Reşit Rey idi, kendisine bu ünvan 1981'de
verildi, diğeri ise Ferit ALNAR'dır. Cemal Bey, devlet sanatçılığı
ünvanını geçte olsa aldı ama Ferit Alnar kırgın bir şekilde
1978'de aramızdan ayrıldı. Daha sonra 7.12.1998'de Sevda Cenap And Vakfı'nca
düzenlenen Sn.Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL'in de katıldığı bir
tören neticesinde Ferit ALNAR'a onur ödülü verildi ve tören sonrasında
Anadolu Yaylı Kuartet eşliğinde Tahir AYDOĞDU'nun solist olarak katılımı
ile Ferit ALNAR'ın "Kanun Konçertosu" tekrar seslendirildi.
Biraz geç de olsa Ferit ALNAR'ın hatırlanması
son derece sevindirici idi. Ben burada Sevda Cenap AND vakfı
yetkililerine Ferit ALNAR'ın Kanun Konçertosu'nu çalan bir sanatçı
olarak şükranlarımı sunmak istiyorum, dilerim diğer vakıf, üniversite
ve konservatuvarlar da bu değerli bestecimizle daha yakından
ilgilenirler.. Çok küçük yaşlarda Kanuni Vitali Efendi'den Kanun öğrenmeye
başlayan ALNAR'ın dört ay içinde hocasından alacağı bir şey kalmadığı
söylenir.
Mimarlık eğitimini müzik yüzünden yarıda bırakan Ferit ALNAR, Darüttalimi Musiki Topluluğu'na katılıp Türk Musikisi'ne de büyük hizmetler vermiştir. Türk Musikisi'ne kanun ile başlayanlar onun adını bir ideal olarak belirlemişlerdir. Plaklarını bulup dinleyemeseler bile kendini veya plaklarını dinleyenlerden; nasıl erişilmez bir teknik ve kendine has temiz üslubuyla çaldığını hayranlıkla dinlemişlerdir.
Kanun
icrasında bir çığır açmış, bu çalgıdaki seçkin icrasını erişilmesi
güç bir virtüoziteye ulaştırmıştır, Şerif Muhittin TARGAN'ın
ud'da yaptığını KANUN'da yapmıştır. İlk kez Kanuni Hacı Arif
Bey'in uyguladığı mızrap tekniğine, hocası Vitali Efendi'den elde
ettiği çok hafif tırnak darbeleri ile süslediği bol tremololu icra
tekniğini eklemiş ve daha başarılı, daha üstün bir seviyeye ulaştırmasını
bilmiştir. Alışılmışın dışına çıkarak çok ustalıklı bir geçki
tekniği geliştirmiştir. Tek başına birçok plak
doldurup
zamanın sanatçılarına da eşlik etmiştir. Ayrıca son derece orijinal
ve ileri üslupta saz eserleri yazmış ve hemen bütün eserlerinde Türk
Musikisi'nin makam ve usullerini başarıyla kullanmıştır. Türk
Musikisi Sanatı'nın içinden yetişmiş bir sanatçı olarak, daha
sonra, Batı Musikisi'ni benimseyip ustalaşmasına rağmen, Türk
Musikisi
hakkında küçültücü bir tek kelime bile kullanmamıştır.
Türk
Musikisi'nin zenginliğinden çok yararlanmış, eserlerinde bu motifleri
en iyi şekilde kullanmıştır; fakat diğer bazı bestecilerin yaptığı
gibi musiki eserlerini aranje etmeden, çok seslendirip altına benim diye
imza atmadan... Her iki tür müziği ve kültürünü de çok iyi bilen
bu insanın büyüklüğü bu noktadan kaynaklanır. Türk Musikisi eğitiminden
sonra kabiliyetini Batı Musikisi'ne yönelten, çalışmalarını tamamen
Batı Musikisi alanında yapan ve bestelerinde de Türk Musikisi makam ve
usullerini kullanan ALNAR, Kanun'u da terketmemiş ve yıllar önce
tasarladığı konçertoyu 1946 yılından itibaren bestelemeye başlamış,
1951 yılında konçertoyu tamamlamıştır, Türkiye'deki ilk ve tek
Kanun Konçertosudur. Ferit ALNAR daha sonraları konçertonun 3.bölümünü
beğenmeyerek değiştirmek istemiş, 1958'de Hazreti MEVLANA'yı
ziyaretinden hemen sonra bir şaheser olan 3.bölümü birkaç gün içinde
yazıvermiştir.
1942'de bestelediği diğer bir şaheseri olan Viyolonsel Konçertosu üzerine 21.8.1946'da A.Lalauni tarafından yapılan kritikte şöyle yazılmıştır:
"Viyolonsel Konçertosu ile Ferit ALNAR, doğu ile batının müzik birleşimini çok iyi başaran bir kişiliktir. Kompozitör ALNAR'ın,orkestra şefi ALNAR'ı aştığı bir gerçek,fakat orkestra şefi olarak da hiçbir yönden geri kalmıyor."
Yine PRELÜD ve İKİ DANS'ın ilk icrası hakkında Viyana'da çıkan bir kritikten bazı kısımlar:
"ALNAR'ın müzik yazı tekniğinde sürükleyici bir mantık var.Dinlediğimiz tamamıyla yeni bir müzik, birçok kompozitörü onu taklide heveslendirecektir."
Türk
Beşleri içinde her şeye rağmen Türk kalmaya çalışmış, son derece
güzel saz eserleri bestelemiş, Batı Musikisi alanında da birçok eser meydana getirmiş, 30 senelik şeflik
hayatında da aşağı yukarı 200 operet,1000 konser ve 400 opera temsili
yönetmiş Ferit ALNAR'ın bütün eserleri ortaya çıkarılmalı, hem Türk
Musikisi hem de Batı Musikisi alanında yapmış olduğu eserler sanatçılarımız
ve orkestralarımız tarafından en kısa sürede seslendirilmelidir.
22 senelik bir Kanun Sanatçısı ayrıca eseri birçok kez seslendirmiş bir sanatçı olarak Türkiye'deki ilk ve tek Kanun Konçertosu ile ilgili belirteceklerim şunlardır;Eserin icrasında seri mızrap atışları,inişli ve çıkışlı atlamalar,çok sık değişen mandallar,çok ustalıklı olarak kullanılan geçkiler,iki eli aynı anda farklı kullanabilme,çaprazlamalar v.b. özellikler bulunmakta ve virtüozite istemektedir.Bana göre Kanun çalgısında teknik kapasite olarak gösterilebilecek birçok özellik göze çarpmaktadır,günümüzde Kanun icracılarına bakıldığında ileride bestelenecek yeni eserler açısından bu özelliklere ayrıca arpej ve akor tekniği de ilave edilebilir.
Tahir AYDOĞDU: Kanun Sanatçısı