Piyanist-besteci Tuluyhan Uğurlu’dan ABD Orta Doğu Politikasına Eleştiri

“ABD KURULUŞ AYARLARINA DÖNMELİDİR”

Şimdi yazacaklarımın havanda su dövmek olduğunu biliyorum ama bir dünya sanatçısı olarak duygu ve düşüncelerimi yazmanın ve bir şeyler söylemenin hiçbir şey yapmamaktan daha doğru olduğuna inandığım için yine de bu yazıyı kaleme alıyorum.

Ne yazık ki, Amerika Birleşik Devletleri son dönemde tüm dünyayı baskı altına alan, “Ben yaptım oldu” anlayışı içinde özellikle son zamanlarda farklı bir kimlik çiziyor. Kendinden olmayan herkesi ve hatta kendi insanını bile değersiz ve gereksiz gören yepyeni bir Amerika ile karşı karşıyayız. Bize çocukluğumuzdan beri sunulan özgürlükler ülkesi ne yazık ki, gün güne unutuluyor ve yerini bir zamanların, ilk inanan Hıristiyanları baskı altına alan zorba Roma İmparatorluğu misali baskıcı bir devlet kimliği çiziyor. Ülkede herkesin elinde silah, okullarda çocuklar öldürülüyor, marketlerde bile silah satılıyor, bir türlü silah yasağı gelmiyor. Göçmenlerin çocukları sınır dışı ediliyor. Siyah insanlara polis tarafından yapılan baskı artıyor. Martin Luther King’in kazanımları unutulup gidiyor.

Kendi ülkesindeki kargaşalar bir yana ABD’nin Ortadoğu’da yarattığı karmaşa, savaş ve acı bizleri yakından ilgilendiriyor. Komşularımızın acılarını derinden hissediyoruz. Çünkü millet olarak bizler Orta Doğu halkları ile ortak bir coğrafya paylaşıyoruz. Bizler akrabayız, birbirimizden kız alıp vermişiz. İnançlarımız, kültürlerimiz, yöresel olarak farklılıklar gösterse de bu coğrafyanın insanları olarak bizler aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyoruz. Osmanlı’nın adaleti altında asırlarca kavgasız yaşamışız.

Orta Doğu gözbebeğimizdir. Yazık ki, kutsal kentler, Birinci Dünya Savaşı sonrası çizilen haritalarla yeni devletlerle şekillenen topraklar son yirmi yıldır kan ve gözyaşı içindedir. İnsanlığımızın, ortak medeniyetimizin temelleri bu coğrafyada yazılmıştır. Tüm bu ortak medeniyet kazanımlarınızı hiçe sayan bu yaklaşım bir sanatçı olarak beni çok rahatsız etmektedir. Her bir türbenin, sanat eserinin, her mabedin, kütüphanelerin, müzelerin tahrip edilmesi yüreğimizi yakmaktadır. Evinden yurdundan kopup yollara düşen, kendine yeni bir yurt ararken Akdeniz’in dalgaları arasında kaybolan ailelerin dramı tüm insanlığımızın ortak acısı olmalıdır.  Tüm bunların sebebi Amerika’nın Orta Doğuyu yeniden şekillendirme arzusudur.

Bugüne kadar Amerika’da çok konser verdim. Amerikan halkını yakından tanıdım. Şu anki devlet anlayışı ve yönetim tarzı ile hiçbir ilgisi olmayan yardımsever, şefkatli, misafirperver, benim için çok değerli sanatsever insanlarla tanıştım. Yeniliklere açık insanlarla uzun sohbetlerimiz oldu. Şundan eminim ki, Amerikan halkı kendi ülkelerinin bu yeni imajından rahatsızdır, onlar da çaresizlik içinde ülkelerinin gidişatını izlemektedirler.

Birilerinin dünyanın bu kötü gidişatına dur demesi gerekiyor. Çünkü insanlığımızın geleceği karanlıkların dibinde değil, kâinatın derinliklerinde olmalıdır.  Kaldı ki, kendileri de bir zamanlar Avrupa’da yaşam ortamı bulamayıp göçen insanların kurduğu ülke sanki baş aşağı gidiyor ve tüm değerlerini yitiriyor. Bana kalırsa Amerikan yönetiminin bugüne kadar dünyanın her ülkesinde izlemiş olduğu müdahaleci politikayı, yaklaşımları yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük liderlerden biri olan George Washington’un, Anadolu’daki Likya uygarlığından esinlenerek kurduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin artık kuruluş ayarlarına geri dönmesi gerekiyor.

Yirmi birinci yüzyıldayız. Sosyal medya ile birbirimizle iletişimi kolaylaştırıyor. Birbirimizle olan yakın irtibatımız geleceğimizi güvenli kılıyor. Gelecek umut üzerine kurulmalı, kimsenin yaşama hakkına, nasıl yaşayacağına başkaları karar vermemeli. Hele Orta Doğu… Bir çiçek bahçesi, zeytinin, üzümün ve hurma ağaçlarının ana vatanı… Hele orası asla hüzünlenmemeli…

Umarım bu kaleme aldığım yazı, duygu ve düşüncelerim amacına ulaşır, okyanusa bırakılmış şişe içindeki bir mektup veya Voyager uzay aracı ile uzayın derinliklerine yollanan disk misali, gider sahibini bulur. Çünkü biliyorum ki, her keder mutlaka bir kurtuluşla sona erer… .

 

Saygıyla

TULUYHAN UĞURLU

© 2018 Tuluyhan Ugurlu Resmi Web Sitesi ·