Bach   Mozart    Beethoven   Chopin   Itri   Dede Efendi   Hacı Arif Bey   Cemal R.Rey   Adnan Saygun   Ulvi C. Erkin   Necil K. Akses   Ferit Alnar




 
Kapalıçarşı'da Muhteşem Konser

Tuluyhan Uğurlu 25 Aralık  Pazar günü Kapalıçarşı'nın 550. kuruluş yıldönümü konserinde 2500 kişiye seslendi. Üç dinin ilahilerinin seslendirildiği bölümde Tuluyhan sahneyi  Adruşan Kirkor Halaçyan, Yako Taragano ve Aziz Mahmut Hardal'la paylaştı. Sanatçı, konserin ikinci yarısında ise Kültür Bakanlığı Mehter Takımı ile özel bir repertuar sundu.
http://www.euronews.net/2011/12/26/music-marks-550-years-of-istanbul-s-grand-bazaar/
14 Şubat'ta CKM'de Buluşuyoruz

Tuluyhan
Sevgililer Günü konserini bu yıl Caddebostan Kültür Merkezi'nde verecek. Konser saat 20.30'da başlayacak. Konserde gösterilecek olan görsel sunumun özetini yandaki videodan izleyebilirsiniz.

İstanbul'un Sonsuzluğa Uzanan Noktası

Tuluyhan Uğurlu'nun farklı zirvelerdeki yolculuğu sürüyor.
2003'de piyanosunu 2150 metrede Nemrut Dağı'na çıkaran Tuluyhan
,
2011 Temmuz ayında 236 metrede Avrupa'nın en yüksek binası Sapphire'in teras katında çaldı. Sonsuza Kadar İstanbul'un seslendirildiği konserler çok büyük ilgi görünce 14 ve 15 Ekim'de tekrarlandı.  İstanbul o iki gün de yağmurluydu. Kentin yağmur altındaki görünümü ise muhteşemdi. Piyano ve görsel sunum  salonun camlarına yansıyınca o iki geceden objektiflere unutulmaz fotoğraflar yansıdı.  Sapphire İstanbul'da verdiğimiz dört konserde bizi yalnız bırakmayan sanatseverlere sonsuz teşekkürlerimizle....
 

2012'Yİ YAŞARKEN...

Bu topraklara kırkikindi yağmurları bile büyük bir sevgi ve şefkatle yağar. Bence bu ruhu asla kaybetmeyelim. Asırlardır Anadolu'ya yağan yağmurlardaki 
o rahmet, o bereket, o sevgi, o şefkat bizim gönüllerimize binlerce yıldan beri nakşoldu. Ama biz ona aykırı davranmaya çalışıyoruz, doğamızı bozuyoruz. Bence o kırkikindi yağmurlarının aşkına, sevdasına güvenerek yaşamaya devam edelim…


 

Yeni Proje: Düşlerini Erteleme

 Tuluyhan Uğurlu, 2012 bahar aylarında lise ve üniversite öğrencilerine yönelik yeni bir projeye başlayacak. Proje kapsamında Uğurlu gençlere yaptıkları her işte yaratıcı olmalarını, 21. Yüzyılın gençleri olarak geçen yüzyılı tekrarlamak yerine yeni yüzyılı oluşturmalarını önerecek. Hazırladığı yepyeni dinamik eserlerle senkronize yürüyen görsel sunumla desteklenen konserlerde Tuluyhan Uğurlu gençlere  “özgün” olmanın önemini anlatacak.  (Projenin tanıtımnı yandaki videodan izleyebilirsiniz

Tuluyhan Uğurlu'nun bu konudaki yazısını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz: http://www.tuluyhanugurlu.org/?p=572


 

"Müzikte sentez bir dünya kardeşliğidir"
 

"Ben önce yöremi tanıdıktan sonra, kendimi dünyalı olarak görmeyi istiyorum. Bu bir Doğu-Batı sentezi olarak görülebilir. Aslında dünyanın sentezidir. Hatta aslında dünyanın ta kendisidir. Piyano ne kadar şahsiyet sahibiyse, bağlama da o kadar şahsiyet sahibidir. Bunlar insanların icat ettikleri şeylerdir. Bu bir dünya kardeşliğidir. Senfoni Türk'te bağlama 100 kişilik müzik topluluğunun önünde solo olarak çalıyor, piyano ve orkestra ona eşlik ediyor. Bu bizim dünyaya bakış açımız olmalıdır.
 


Kâinatın Ritmi
 

"Kainatta bir uyum ve ritim vardır, bu bir dinamiktir. Kendi iç dünyanızdaki ritim ile kainattaki uyum arasında bütünlük sağlamak zorundasınız. Mevlana’nın, Yunus Emre’nin bahsettiği de budur. Ruhumuzun, kalbimizin yaratıcımızla kainat arasında olan ahengidir. Bu uyum sağlanırsa sanatta zirveye çıkılır. Yaptığınız eseri dinleyen kendisini bulur,  içindeki güzellikler arasında gezinir.”
 


"Ben kendi yolumda yürüyorum"

Ben kendi yolumda yürüyorum ve yoruluncaya kadar çalmaya, üretmeye devam edebilmeyi  düşlüyorum. Yorulduğumda dinlenip, tekrar üretebilmeyi umuyorum.  Kimseden bir şey beklemeden, kendi kurallarım, kendi doğrularımla uzun bir yürüyüşteyim. Koşmuyorum, yürüyorum. Her konserimde, her yeni albümümde  yanıma yeni dostlar alarak  yürüyorum. Giderek kalabalıklaşarak yürüyoruz. Bu beni sonsuz mutluluklara sürüklüyor... Bir sanatçı için yaşarken anlaşıldığını görmekten daha güzel  ne olabilir ki?
 
İstanbul için ikinci albüm:
Sonsuza Kadar İstanbul

Tuluyhan, Dünya Başkenti İstanbul'dan sonra doğduğu kente olan aşkını anlattığı ikinci bir albüm daha yaptı: Sonsuza Kadar İstanbul . Albümde yer alan sekiz eserin tümü Tuluyhan Uğurlu imzasını taşıyor. Düzenlemelerde ve tüm stüdyo aşamasında Can Özyiğit'le birlikte çalışan Tuluyhan bu kez İstanbul'un dününden çok bugününe ve özellikle  yarınına  bakıyor. Albümün  solistleri Mehmet Refik Kaya, Murat Toraman, Doğukan Çokşeker, Uğur Varol, Korhan Kor, Aykut Sütoğlu ve Volkan Gidiş. Albümün gala konseri 26 Aralık 2010'da Kapalıçarşı'da gerçekleşti. (Ağustos 2010)  

Tuluyhan Brüksel
Concert Noble'deydi



Bursa Belediyeler Birliği ve Osmangazi Belediyesi'nin Brüksel'de gerçekleştirdiği organizasyonda Tuluyhan Uğurlu, Bursa için hazırladığı yeni çalışması ve ardından Anadolu kültürünü anlattığı Güneş Ülke Anadolu'yu seslendirdi. Konsere Avrupa parlamentosu üyeleri ve Brüksel'de bulunan yabancı temsilciler katıldı.  Konserde sanatçıya Murat Toraman, Doğukan Çokşeker, Uğur Varol ve Gürkan Özkan eşlim ettiler. (Ocak 2011)

Merinos Atatürk Kültür Merkezi'nde
Bursa'da Zaman


1 Haziran 2011 akşamı Tuluyhan Bursa için hazırladığı "Bursa'da Zaman" isimli projesini Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde ilk kez seslendirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği konsere katılım büyüktü.

Tuluyhan müzisyen arkadaşları Murat Toraman, Doğukan Çokşeker, Uğur Varol Umut Sel ve Gürkan Özkan'la seslendirdiği beş eserin ardından sahneyi Bursa Belediyesi mehter takımı ile paylaştı. Müzik ve görüntülerle Bursa'nın anlatıldığı konser dakikalarda ayakta alkışlandı.  Konserin organizasyonunda büyük emeği geçen Bursa Kültür AŞ çalışanları ve genel müdürü Sn. Rifat Bakan'a sonsuz teşekkürlerimizle

 

Kanada'da Tuluyhan Rüzgârı

Tuluyhan Uğurlu, 7 ve 8 Ağustos  günleri
Kanada-Toronto'da, kentin en büyük meydanı Yonge-Dundas Square'de binlerce kişiye iki konser verdi.  Kanada Türk Dostluk Vakfı tarafından düzenlenen Toronto Türk Festivali açılış gecesinde sahneye çıkan Tuluyhan Uğurlu, konserinin ilk bölümünde Fatih Belediyesi Mehter Takımı ile birlikte sahne aldı. Konserlerin ikinci bölümünde ise solo piyano ile sevilen
eserlerinden bölümler sundu. (Ağustos 2010)

Tuluyhan Maden Şehitlerimiz İçin Çaldı

Geçtiğimiz yıl 17 Mayıs'ta Zonguldak'ta kaybettiğimiz 30 maden şehidimiz anısına Zonguldak Karaelmas Üniversitesi tarafından düzenlenen anma programında Tuluyhan Uğurlu, dünden bugüne tüm maden şehitlerimiz için çaldı.  Yüzlerce
gencin doldurduğu açık hava konserinde Zonguldak'ın madenle yürüyen serüvenini anlatan görsel bir sunumdan yararlanıldı.
 (Mayıs 2011)



 


Kapalıçarşı'da Sonsuza Kadar İstanbul

Tuluyhan Uğurlu yeni albümü Sonsuza Kadar İstanbul'un ilk konserini
26 Aralık 2010 Pazar günü Kapalıçarşı'da verdi. Kapalıçarşı'nın 550. yıl kutlamaları
kapsamında, Fatih Belediyesi ve Kapalıçarşı Esnafları Derneği'nin katkılarıyla gerçekleşen konserde Tuluyhan'a kavalda Murat Toraman, viyolada Doğukan Çokşeker, yaylı tambur ve elektro gitarda Uğur Varol, kontra basta Umut Sel ve percussion'da Gürkan Özkan eşlik ettiler. 2000 kişinin izlediği konserin ilk bölümünün finalinde Tuluyhan sahneyi Fatih Belediyesi Mehteran Takımı ile paylaştı.  (25 Aralık 2010)

"SAHNE SANATÇININ EVİ,
SEYİRCİ KONUKLARIDIR"

"Sahne insanın yaşadığı gerçek dünyadan üç basamak yukarısıdır. Bu üç basamağı çıktığınız anda değişir, kendiniz gibi olmazsanız insanlar sizi dinler, alkışlar ve gider.
Ben bununla yetinemem. Seyircimle aramda her zaman derin bağlar olmasını isterim. Bu nedenle sahnede ben olmaya özen gösteririm. Konser mekanları benim evim gibidir. Seyircim ise konuklarım. Bazen sevgim o kadar büyür ki, hepsine kucaklamak isterim."


"SANAT SİYASET ÜSTÜDÜR,
OCULUK BUCULUK SANATÇIYA YAKIŞMAZ"


"Türkiye çok farklı düşüncelerin olduğu bir yer. Oculuk buculuk sanatçıya yakışmaz. Sanat siyaset üstüdür. Sanatçı da bu bilinçte olarak, farklı dünya görüşlerine tahammül edebilmeli. Sanatçı duyarlılığı da zaten bunu gerektirir. Rejimler geçicidir, insan bir ülkede o ülkenin tarihi için, insanlarının gözlerindeki ışık için, anıları için, umutları için yaşar"
 



Zil Çaldı Tuluyhan Okulunuzda

Tuluyhan Diyarbakır'da da kuralı bozmadı ve tüm Anadolu konserlerinde olduğu gibi Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle buluştu. Okulun müzik bölümündeki gençleri dinleyen ve onlara yaratıcılıkla ilgili önemli mesajlar veren Tuluyhan'ın,  "Papağan olmayın, içinizdeki yaratıcı ruhu ortaya çıkarın. Türkiye'nin yaratıcı ruhlara ihtiyacı var" sözleri alkışlarla karşılık buldu. Tuluyhan, okulda sadece klasik müzik enstrümanı değil, geleneksel müziğimizin enstrümanlarını çalan öğrencilerde de yakından ilgilendi. "Her enstrüman bir kültürü temsil eder. Enstrümanları birbirinden ayırmak, o kültür yok saymaktır" dedi.

     

 

  
Diyarbakır'da
Güneş Ülke Anadolu

Tuluyhan, 2 Mart 2010 Salı akşamı
Dicle Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde Güneş Ülke Anadolu'yu seslendirdi. 1500 kişinin izlediği muhteşem konseri GAP Kültür Birliği ve Diyarbakır Valiliği düzenledi.


Batman'da Dünya Kadınlar Günü

8 Mart 2010 Dünya Kadınlar Günü'nde Tuluyhan Uğurlu Batman'da sadece kadın derneklerinin üyelerinin katılacağı çok özel bir konser verdi. GAP Kültür Birliği ve Batman Valiliği'nin düzenlediği konserin finalinde Zübeyde Hanım İlköğretim Okulunun kız öğrencileri Tuluyhan Uğurlu'nun Bu Toprağın Çocukları isimli şarkısını seslendirdiler.









Kapalıçarşı'nın Sanatçısı

Tuluyhan Uğurlu'nun Kapalıçarşı serüveni 2008 yılında başladı. İstanbul'un bu görkemli çarşısında yapılan konser öylesine büyük ilgi gördü ki, Uğurlu binlerce seveni ile dört kez aynı mekanda buluştu. Çarşının yönetiminden esnafına, Tuluyhan ile Kapalıçarşı arasında sarsılmaz bir gönül bağı oluştu.
İşte bunun en güzel örneği. Tuluyhan, Kapalıçarşı'nın resmi web sitesinde çarşının sanatçısı olarak tanıtılıyor. Tuluyhan kendisine yapılan bu güzel jestten duyduğu heyecanı  "İşte beni tarifsiz mutluluklara sürükleyen bir sevgi çemberi " diye ifade ediyor. Kapalıçarşı web sitesindeki Tuluyhan Uğurlu sayfası için TIKLAYINIZ 

 TULUYHAN'IN DÜNYASI                                                          

 

 

Sanatçı Ölümsüzlüğü Arar
 

Sanatkar bir karıncadır, kainatı arar, kainatın sırlarını arar. Ve bunlarla ölümsüzlüğü arar. Her insan ölümü yaşayacaktır. Ama sanatkarın ölümden anlamak istediği ölümsüzlüktür. Sanatkar biraz bencildir. O yanlarını insan-ı kamil olma yolunda törpülemeye çalışır. Belki bu özellik de sanatkara Allah tarafından verilen bir nosyondur. Ölümsüzlüğü ararken zaten ölümsüzlüğün var olduğunu bilir ama onun isteği bu dünyada da, bu boyutta da ölümsüzlüğü elde edebilmektir. Bu sanatkarın hoşuna gider.

 

Gerçek Sanatçı Sadece Kendi İle Yarışır
 

Sanatkar kimseyle yarışmaz. Sanatkar kendi işine bakar. Bu sırada dünyayı da takip eder. Sanatkarın görevi sadece iyi piyano çalmak, iyi resim yapmak değildir. Onlar zaten olacak. Sanatkar toplumdan beslenir ve ona olan borcunu onu güzele yönlendirerek öder. Müzik bahanedir, önemli olan insanlığın huzuru ve kardeşliğidir.

 

 

İlhamı Fazla Değiştirirseniz Bir Daha Yanınıza Uğramayabilir
 

Besteci eserin nereye gideceğini hiçbir zaman bilemez. Eser bestecisini aşar ve kendi kendine yaşar. Belki de şöyle söylemek gerekiyor: Eser kendi kendine yaşamaya başladığı zaman gerçek bir sanat eseri olur, ölümsüz olur. Müzik kendinde ısrar ederse eder, siz onun emrine boyun eğersiniz. Ancak bittikten sonra profesyonel bir denetim uygulayabilirsiniz. Bu bana uymaz, yakışmaz diyebilirsiniz ve biraz değiştirir, üzerinde oynarsınız. Ama bazen de ortaya çıkan eser o kadar mükemmeldir ki, size ters gelse bile kıyamaz bırakırsınız. Çünkü bu eseri yaratan siz değilsiniz.

Siz bir aracısınız. Nasıl havada dolaşan radyo sinyallerini bir radyo olmadan, yani bir aracı olmadan dinleyemezseniz,  müzikte ilham da böyledir. Bazen öyle müthiş bir şey yakalarsınız ki, şaşırırsınız. Bir güç size bunu söyletir, çaldırır... Aracı olmak size verilmiş büyük bir ödüldür. Gelen ilhamı çok değiştirirseniz ilham bir daha yanınıza uğramayabilir."

 

PANDA VE TULUYHAN

İkisi de sessizlik içinde diledikleri  sesleri duyar, karanlık içinde diledikleri görüntüleri görürler. Sabah ezanları okunup günün ilk ışıkları şehri aydınlatırken insanlara sabaha kadar bekçilik etmenin huzuru içinde yataklarına giderler. Biri geniş yatağında genelde tek başına, diğeri kaldırım taşları üzerinde her zaman yalnız uyur. Güneş yükselince tekrar insanların arasına karışırlar. Kimseden bir şey istemeden dolaşırlar. Sevgi gördükleri yerde durur, kısa bir mola verirler. Sonra yine özgürce yollarına devam ederler.>>


BU GECE KAR YAĞACAK

 

Hava sonbahardan kışa dönerken hemen kar koklamaya başlar: “Bu gece mutlaka kar yağacak.”

Aksini iddia edemezsiniz, masum bir çocuk gibi bakar mavi gözleriyle yüzünüze...

Sokak lambasını gösterir: “Bak ışığa bak, kar tanelerini görmüyor musun?” >>>

SASU ASLINDA HİÇ DÖNMEDİ

 

Öylesine küçük ve güzel ki, biraz daha direnirse bu evin kedisi olabilir. Zaten mutfağa su içmesi için bir tabak bile konuldu. Geceleri telefon ettiğimiz zaman Tuluyhan neşe içinde "Ne olacak Sasu ile karşılıklı oturuyoruz." diyor. >>>>